“TBMM’nin 1 500’ü İstanbul’da olmak üzere 7 500 personeli bulunuyor.”
Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk, “87 Danışmanlı Başkan” başlıklı yazısına bu çarpıcı saptamayla başlıyor. (Sözcü, 9.1.2012)
TBMM’de 550 milletvekili olduğuna göre, demek ki milletvekili başına 13 personel düşüyor. Bir milletvekili yasama görevi yapsın diye, millet açıktan 13 kişiyi sırtında taşıyor!
Saygı Öztürk’ün bildirdiğine göre “TBMM Başkanı Cemil Çiçek bugüne kadar izlenmiş personel politikasından alabildiğine rahatsız” imiş! TBMM Başkanı bu rahatsızlığını da şöyle dile getiriyor:
“Benim tam 87 danışmanım var. Bunları bulup bir toplantı yapmak, tanımak istedim. Ancak 20’sine ulaşabildik. Diğerlerinin nerede olduğu bile bilinmiyor. Bugüne kadar ne o danışmanlardan bana herhangi bir öneri geldi, ne de ben birisine herhangi bir şey sordum. Artık onların erimesini bekleyeceğiz ve yeni danışman almayacağız.”
Artık düşünün, herkesin gözü önünde bulunan ve diğer milletvekillerine göre iş yükü ve sorumluluğu çok daha fazla olan TBMM Başkanı bile, bugüne kadar danışmanlarından kendisine bir öneri gelmeden ve kendisi de onlara herhangi bir şey sormadan işlerini yürütebiliyorsa, o zaman gerek onun gerekse diğer milletvekillerinin danışmanları ne işe yarar? “Danışman” sıfatıyla Meclis’e çöreklenmiş olan bu kişiler ne iş yapar ve bunun karşılığında ne tür imkanlardan yararlanır?
Meclis Başkanı’nın 87 danışmanından ancak 20’sine ulaşabildiğini, gerisinin nerede olduğunu bile bilmediğini itiraf etmesi, TBMM’nin nasıl bir “çiftlik” haline geldiğinin en güzel göstergesi değil mi?
Peki, akıbeti meçhul (!) bu danışmanlar, verdikleri “danışmanlık hizmeti” (!) karşılığında ne kadar maaş alıyorlar?
Sorunun yanıtını 17 Aralık 2011 tarihli Vatan gazetesinden öğreniyoruz:
“Yeni bir düzenlemeyle milletvekili danışmanının maaşı 2000 TL'den 5400 TL'ye çıkarıldı. TBMM'de önceki gün yürürlüğe giren yeni Teşkilat Kanunu ile Meclis personeline zam geldi. Milletvekili danışmanının maaşı 2000 TL'den 5400 TL'ye çıkarıldı. Böylece danışmanların alacağı ücret, 11 bin TL maaş alan vekillerin yarısı kadar olacak. HABERTÜRK'ün haberine göre, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in danışmanları 6 bin 446 TL maaş alacak. Düzenlemeyle 2. danışman statüsü verilen sekreterlerin maaşı da 4 bin 705 TL olacak. Meclis'te grubu bulunan partilerin danışman sayısı artırılırken, gruplara danışmanlık yapacak kişilerin maaşı da 5 bin 479 TL olacak.” (Vatan, 17.12.2011)
Haberde belirtilen bu maaşlar brüt bile olsa, yine de ne iş yaptığı, hatta nerede olduğu bile bilinmeyen danışmanların ayda en az 4-5 bin TL maaş alacakları açıktır! Örneğin Cemil Çiçek’in nerede olduklarını bilmediğini itiraf ettiği ve bugüne kadar kendisine hiçbir yararı dokunmadığını söylediği danışmanları, bundan sonra 6 446 TL maaş alacaklar! Buna “yasal soygun” denmez de ne denir peki?
Cemil Çiçek’in milletin sırtında kambur olan bu beleşçi kadrolardan kurtulmak için önerdiği çözüm ise “beklemek”! “Artık onların erimesini bekleyeceğiz ve yeni danışman almayacağız” diyor TBMM Başkanı…
Gerçi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun 19 Kasım 2011 tarihinde kabul ettiği TBMM’nin teşkilat ve personel yapısında önemli değişiklikler öngören yasa teklifi, TBMM Genel Sekreterlik kadrolarında görev yapanları emekliliğe teşvik edecek düzenlemeler öneriyordu. Buna göre teklifin kanunlaşmasının ardından emekli aylığı bağlanmaya hak kazanan ve bu tarihten itibaren 4 ay içinde emeklilik başvurusunda bulunanlara ödenecek emekli ikramiyesi tutarı yeniden düzenleniyordu. Böylece yasanın yayımı tarihi itibarıyla yaş haddinden emekliliğine en fazla 3 yıl kalanlara yüzde 30; 3 yıldan çok 6 yıldan az kalanlara yüzde 40; 6 yıldan fazla kalanlara da yüzde 50 oranında fazla emekli ikramiyesi ödenecekti. Kısacası TBMM Genel Sekreterliği’nde birikmiş olan ve Cemil Çiçek’in nerede olduklarını bile bilmediğini itiraf ettiği müşavir fazlaları, bu kişilere yeni maddi kazançlar sağlayarak tasfiye edilmeye çalışılıyordu.
Ama bugün Cemil Çiçek “artık onların erimesini bekleyeceğiz” dediğine göre, bu teşviklerin de işe yaramayacağı düşünülüyor olsa gerek… Gerçekten de her ay beleşten 5-6 bin TL maaş almak ve emekliğe kadar bu şekilde ekmek elden su gölden yaşamak varken, kim üç beş kuruşluk teşvikin cazibesine kapılır ki?
Millete “demokrasinin vazgeçilmez unsuru” olarak pazarlanan partilerin oluşturduğu, sözde “milli iradenin tecelli ettiği kurum” olan TBMM’nin bugün durumu budur. Ve Türkiye’de millete “demokrasi” diye pazarlana ucubelik de böyle bir şeydir işte… Ama ne acıdır ki bu tablo Türkiye’de kimseyi rahatsız etmez. Çünkü her millet hak ettiği şekilde yönetilir!

1 yorum:
Danışmanın erimesini beklemek ne demek? Bu adamlar kaydı hayat ile mi seçiliyorlar?
Yorum Gönder