19 Ocak 2012 Perşembe

STALİN’İN “GİZLİ AİLE ARŞİVİ”…

Naziler Stalin’in oğlunu nasıl sorguladı?
Sorunun yanıtını merak edenler, Mehmet Perinçek’in 19 Ocak tarihli Aydınlık gazetesindeki yazısını okuyabilirler. Bugün Aydınlık gazetesinde yayınlanmaya başlayan “Gizli Aile Arşivini Açıyorum” başlıklı yazı dizisinin ilk bölümünde Mehmet Perinçek bu sorunun yanıtını vermeye çalışıyor. Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde başka irdelenecek gelişme, ele alınıp üzerinde görüş bildirilecek başka konu kalmadı sanki! İşte bu yüzden Aydınlık ve Mehmet Perinçek, Stalin’in oğlunun Naziler tarafından nasıl sorgulandığını çok daha önemli görmüş olacaklar ki bu konuya yarım sayfadan fazla yer ayıran bir yazı yayınlanmış gazetede… Önümüzdeki günlerde de arkası gelecektir elbette…
“Geçtiğimiz Kasım ayının sonunda Stalin’in kızının ölmesi ve hemen ertesi günü (28 Kasım) Aydınlık’ta Ercan Dolapçı’nın Stalin’in oğlunun Naziler tarafından kurşuna diziliş hikâyesine değinmesinin ardından 5-6 senedir elimde bulunan Stalin’in aile arşivini açmaya karar verdiğimi bu köşede yazmıştım. Bugün Stalin’in oğlunun Naziler tarafından sorgulanmasının tutanakları ve öldürülmesiyle ilgili ayrıntıların yer aldığı ‘çok gizli’ raporlarla başlıyoruz” diyor Mehmet Perinçek…
Yukarıdaki giriş cümlesini okurken gözüm Mehmet Perinçek’in köşesinin başlığına takıldı. “Dün Bugün Yarın” başlıklı köşenin hemen altında “Silivri 2’Nolu Cezaevi F-9” yazıyor! Diğer bir ifadeyle Mehmet Perinçek, bu yazıyı Silivri Cezaevi’nde yazmış!
İyi de Stalin’in “Gizli Aile Arşivi”ni de Silivri Cezaevi’nde mi açıyor Mehmet Perinçek? Yazının konusu Mehmet Perinçek’in kişisel yaşamıyla ilgili özel şeyler değil ki… İddiaya göre bu bir “gizli arşiv” ve açıklanan da “çok gizli raporlar”! Herhalde Mehmet Perinçek, cezaevine giderken “nasılsa içeride bol bol vaktim olacak. O zaman Stalin’in şu ‘gizli aile arşivi’ni de yanıma alayım bari... Arşivdeki çok gizli raporları oradan açıklarım” falan diye düşünmüş olsa gerek… Tabii Silivri Cezaevi yönetimi de çok “demokrat” olduğundan ve bu tarihi belgelerin gün ışığına çıkmasını herkesten çok istediğinden bu “gizli arşiv”in cezaevine sokulmasına ve bu “çok gizli” raporların açıklanmasına karşı çıkmamış. Hele ki bu arşiv bir de Stalin’le ilgiliyse ve açıklanan belgeler Rusça ise, neden karşı çıksınlar ki!
Ya da Mehmet Perinçek bu “gizli arşivi” ve “çok gizli raporları” daha sonra cezaevine getirtmiş, tabii cezaevi yönetimi de “canım tarih bilimine bizim de bir katkımız olsun. Hem Stalin’in gizli aile arşivinde neler olduğunu çok merak ediyorduk” diye düşünerek bu “çok gizli” raporların yer aldığı “gizli arşiv”in cezaevine sokulmasına izin vermiştir!
Bu olasılıklar ne derece akla yatkındır, bunu okuyucunun takdirine bırakıyorum. Ama bana daha mantıklı gelen bir olasılık daha var ki o da Aydınlık gazetesinde yayınlanan bu yazının Mehmet Perinçek tarafından yazılmadığıdır. Stalin’in “gizli aile arşivi” ve bu arşivde yer alan “çok gizli” raporların fotokopileri şu anda Aydınlık gazetesinde ya da Perinçek ailesinin elinde olabilir. Ama bu Rusça, fotokopi belgelerin Silivri cezaevine sokulmasına izin verildiği bana pek akla yakın bir ihtimal olarak görünmüyor. Bu durumda ya bu iş cezaevi yönetiminden gizli olarak yapılmıştır ya da bahse konu yazıyı (ve yazı dizisini) dışarda başka biri yazmış ve Aydınlık da Mehmet Perinçek adı altında yayınlamaya başlamıştır. Eğer bu olasılık doğruysa, “bilim adamlığı” ve “araştırmacılığın” nasıl yapıldığını da öğrenmiş oluyoruz böylece…
Ama bütün bu söylenenlerin bir geçerliliği yok ise, diğer bir ifadeyle Aydınlık’ta yayınlanmaya başlayan yazı dizisi bizzat Mehmet Perinçek tarafından, Silivri 2’nolu Cezaevi F-9 koğuşunda, Rusça “çok gizli” arşiv belgelerinin fotokopilerine dayanarak yazılmışsa, o zaman kimse Silivri Cezaevindeki koşullardan yakınmasın!
Aydınlık’ta yayınlanmaya başlayan yazı dizisinin kimin tarafından kaleme alındığı tartışması bir yana, bu açıklanan belgelerin gerçekten “çok gizli” olduğu da kuşkuludur. Şöyle diyor Perinçek:
“…Esir düştükten iki gün sonra 18 Temmuz 1941’de Almanlar tarafından sorgulanan Yakov’la (Stalin’in oğlu) ilgili tutanaklar, savaştan sonra Ruslar tarafından Alman Hava Kuvvetleri Bakanlığı’nın arşivinde bulunmuştur. Belgelerin orjinali, 31 Ocak 1946’da Stalin’e gönderilmiştir. 32 sayfalık Almanca tutanağın orjinali, Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı Arşivi’nde (APRF) fond 45, liste 1, dosya 1554, yaprak 8-39, onaylı Rusça çevirisi ise yaprak 40-73 kayıtlarıyla saklanmaktadır.”
Eğer verilen bu bilgiler doğruysa, o zaman ortada “gizli arşiv” ve “gizli rapor” falan yok demektir! Bahsedilen belgeler zaten yıllar önce Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı tarafından tasnif edilerek bütün araştırmacıların kullanımına açılmıştır. İsteyen her araştırmacı, uygun şekilde başvurup izin alarak bu arşive ve belgelere ulaşır ve incelemesini yapabilir. Yok, eğer bu arşiv herkese açık değilse, o zaman Mehmet Perinçek bu kayıtlara kimi özel kanallardan ya da belli bağlantıların yardımıyla ulaşmış demektir ki asıl açıklanması gereken “gizli” yön de budur.
Sonuçta Türkiye bir yandan bölünme tehditleri, diğer yandan ekonomik krizin yarattığı bir çöküş riski, öte yandan da İran’a yönelik bir saldırıda atlama tahtası olarak kullanılma tehlikesiyle karşı karşıyayken, sanki çok önemliymiş gibi Stalin’in oğlunun Naziler tarafından nasıl sorgulandığı konusuyla uğraşmak, üstelik bu gereksiz işi “gizli aile arşivini açıklıyorum”, “çok gizli raporlarla başlıyoruz” şeklinde bir sır perdesine büründürerek yapmak bilim adamlığı ya da araştırmacılık değil, olsa olsa pazarlamacılıktır! Bugün en az ihtiyaç duyduğumuz şey ise, ne mal olduğu yıllar önce ortaya çıkmış Stalin’in yeniden cilalanarak pazarlanmasıdır.

1 yorum:

şahinde dedi ki...

Her zamanki gibi mükemmel bir yazı.. Elinize sağlık.. Aydınlık gazetesinin önceliklerini de öğrenmiş oluyoruz böylece.. Bizde sabah akşam Stalin'in oğlu nasıl sorgulandı acaba diye merak edip duruyorduk.. Aydınlandık sağolsunlar.. Ayrıca Rus dilini öğrenmeyi denemiş birisi, üstelik Rus bir ev arkadaşı ile yaşayan birisi olarak diyorum ki Rus dilini, özellikle Kiril alfabesini öğrenmek ve hatta arşiv ve tarih okuyacak düzeyde dile hakim olmak oldukça ciddi bir eğitim gerektirir.. Bu konuda da kendilerini tebrik etmek lazım :)